
İslâm, âileye çok büyük bir ehemmiyet atfeder. Âileler cemiyetin tohumları mesabesindedir. Tarihî bir gerçektir ki; sağlam temeller üzerine inşâ edilen âileler, cemiyet yapısını koruyup güzelleştirirken; bozuk münâsebetlerle veya yanlış şekilde kurulmuş yuvalar cemiyeti çökertir.
Bu açıdan İslâm, koyduğu muhabbet ve hak ölçüleri itibarıyla mes’ud ve dengeli bir âile yapısı tesis eder. Yâni âile ile, huzur ve seâdeti hedefler. Öyle ki:
“Kişinin cenneti evidir…” buyurulmuştur.
Böyle bir yüksek anlayış ve yapı da, elbette yüksek ölçü ve muhabbet üzerine meşru temeller ile mümkün olacağından İslâm, işe nikâh gibi ulvî bir ahidleşme ile başlar. Yâni her iki tarafın Allâh huzurunda birbirlerine Allâh adına belirli sözleri vermelerini şart koşar. Eskilerin ifadesiyle: “Nikâhta keramet vardır.” denilmesi, mes’ud ve huzurlu bir âilenin tesisinde nikâhın ehemmiyeti için kâfî bir ifadedir. Çünkü nikâh dışı beraberlikler, hem insan rûhu hem de cemiyet açısından sadece bir hüsran ve çöküştür.
#DİNİDÜĞÜN
#İSTANBULİLAHİEKİBİ
#SEMAZEN KİRALAMA
#SEMAZEN GRUBU #İSTANBUL#DİNİ DÜĞÜN#MEVLÜTLÜ SÜNNET